Bilim Dergileri ve Dijitale Geçiş

Bilim Dergileri ve Dijitale Geçiş

Çok iyi hatırlıyorum, Beyazıt Devlet Kütüphanesi (BDK)’ne ilk gidişimde Türkiye’de yayınlanan Bilim Dergileri ilk sayılarını içeren bir kalınlaştırılmış ciltli dergi seti görmüştüm. O yılların Bilim ve Teknoloji haberleri çok ilgimi çekmişti. Epey karıştırdığımı hatırlıyorum. Bu yıl yayınlanan Bilim ve Teknik Dergisinden farklı olarak okuyuculardan gelen çok güzel bilim kurgu hikayeleri vardır. Muhakkak bakmanızı tavsiye ederim.

Şimdi başlığımızın konusuna uygun olarak asıl meseleye geçelim, bilim dergileri ve dijitalleşme. Artık benim yaptığım gibi bilim dergilerinin eski sayılarına ulaşmak için büyük kütüphanelere giderek arşivleri karıştırmanıza gerek yok. Dergilerin tüm sayılarına ilgili web sayfalarının arşiv kısımlarından bir kaç tıkla ulaşabilirsiniz.

bilim-dergileri

bilim-dergileri

Tabii bu çok büyük bir rahatlık olsa da ister istemez işin zevkini bir nebze azalttığını düşünüyorum. Eski sayılara ulaşmak için kütüphanelere gitmenin mecburi olduğu zamanlarda insan bu dergileri okuduğunda kendini çok daha özel hissediyordu. En nihayetinde iş internete döküldüğünde, atıyorum; 1978 yılı ocak sayısını bulabilmek ve okuyabilmek için harcamanız gereken süre sadece birkaç dakika. Bir bilim yazarı olarak böyle bir kolaylıktan mutluluk duyduğumu söylememe gerek yok sanırım. Genç bilim yazarları ve nosalji yaşamak isteyen daha yaşlıları adına çok mutlu olurum. Yanlış anlaşılmak istemem, benimki bencillik değil. Artık sadece kendimi eskisi kadar özel hissetmediğimi, zor olanın daha değerli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Bilim dergileri zamana ayak uydurmak ve okuyucu kitlelerine ulaşabilmek için tüm kaynakları en etkili şekilde kullanmayı öğrenmek zorundalar. İlk adım; dijitale geçiş. Dergiler artık bir tıktan daha uzak olmamalı. Eski, usül raflarda satış dönemi bitti. Yeni bir yayın yönetmi geliştirilmeli. Hatta bana sorarsanız, dergicilik bile bitti. Daha doğrusu popüler bilim dergiciliği bitti. Akademik bilim dergilerinin sorunsuz olarak yayın hayatlarına devam etmeleri önünde bir engel göremiyorum.

Birkaç cümle geriye dönüp yeni bir strateji gerekliliğinden, yeni bir yayın yöntemi ihtiyacından bahsedelim. İnsanlar artık sadece bilim dergileri okumak için ayrı bir çaba harcamak istemiyorlar. Yayını insanların hayatlarına sokmak zorundayız. Kendim de bir bilim yayıncısı olarak bu işe epey kafa yorduğumu belirtmek istiyorum. Özellikle sosyal ağlarda insanların ne tür yayınları sevdiği ile çok ilgiliyim ve sürekli olarak bu konuda denemeler yaparak istatistikleri inceliyorum.

Şu ana dek elde ettiğim istatistik verilerine dayanarak insanların birkaç cümlelik haberleri ve özetleri tercih ettiğini kesin olarak söyleyebilirim. Tabii bu bilgi mutlaka bir görselle desteklenmeli. Yayınlanan bir makaleden bahsedilecekse, makalenin konusu ve sonucunu içeren bir kısa bir özetin altına yazının linkini vererek paylaşmak yapılan gönderiye olan ilgiyi maksimum seviyeye çekecektir.

Pek çok insan linkinize tıklamayacak ve yazınızı okumayacak, ama sizi takip etmeye ve paylaştığınız özetleri okumaya devam edecekler. Yazını komple paylaşmak göz korkutucu olur ve insanlar orada yazılanları okumayı dahi düşünmezler.

Bilim dergileri sosyal medyada varlığını güçlendirmeli ve sosyal medya üzerinde para kazanma kabiliyeti geliştirmeli. Okuyucu kitlesini arttırmak, yeni bilim meraklıları yaratmak için bu alanlarda var olmalı ve para kazanabilmeli. Dergiciliğin geleceği bu olabilir.